23 Mayıs 2012 Çarşamba

UY-KU-LUK



 Her şey normaldi. Jack Kerouac'ın Yeraltı Sakinleri'ni okuyordum. Leo, Mardou'yu anlatıyordu. Mardou'nun uyluklarını... Ve bir küvet. Uyuyakalmışım. Rüyamda kendimi "Godot'yu beklerken" buldum. Ama bu diğer beklemelerden farklı bir beklemeydi. Uyluklarla ilgili bir bekleme... Konuşmak ya da dinlemek istemiyordum, hem de hiç istemiyordum. Konuşsun istemiyordum. Sadece gelsin istiyordum. Geldi mi bilmiyorum. Ne oldu bilmiyorum. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Hiçbir şey. Sadece... Diz çöktüğümü hatırlıyorum ama önünde mi üzerinde mi bilmiyorum. Gözlerimi açtığımda ki bu ani bir açıştı. Sanki uzun süredir nefesimi tutmuşum ve bu son saliseymiş gibi, can hıraş bir uyanıştı. İlk beş saniye nerede olduğumu algılamaya çalıştım. Ve havanın aydınlık mı karanlık mı olduğunu. Soğuk, çok soğuk bir şey içmek istedim. Ne olursa. Hala elimde duran kitaba baktım. Son satıra; Mardou'nun ısıtmak için ayaklarını Leo'nun uyluklarına gömdüğü satıra. O kadar... Tuhaf. Tuhaf ama bu kadar. Sonra her şey yine normale döndü ve ben sayfayı çevirdim.

Not: Jacob Pritchard, insanları kendi yataklarında çeken bir fotoğrafçı. Yukarıda ki resim de bunlardan biri. İşleri için: http://www.jacobpritchard.com/#/projects/pictures-in-bed/pics_in_bed_004

1 yorum:

  1. :) Yani böyle bir yöntem var.. Keşfetsek keşke.. okuduğun kitaba girsen onu okurken uyuduğunda.

    YanıtlayınSil