2 Nisan 2017 Pazar

Barika'nın kuyusu: ANOŞ VE BARİKA'YA MUTLU YILLAR

Barika'nın kuyusu: ANOŞ VE BARİKA'YA MUTLU YILLAR: 1 Nisan... Rivayete göre yılbaşı tarihi, eskiden kutladıkları 1 Nisan'dan 1 Ocak'a değiştirilince Fransızlar bugünü "madem yen...

ANOŞ VE BARİKA'YA MUTLU YILLAR

1 Nisan... Rivayete göre yılbaşı tarihi, eskiden kutladıkları 1 Nisan'dan 1 Ocak'a değiştirilince Fransızlar bugünü "madem yeni yılı kutlayamıyoruz birbirimize şaka yapalım" diye değerlendirmeye karar vermişler. Sonra işin suyu çıkmış...

Benim içinse şakadan öte hatta baya gerçek başka bir anlamı var: eğer Anoş yanımızda olsaydı bu 1 Nisan'da 62 yaşına basıyor olacaktı.

Kendisi özel günlere (Anneler Günü olsun, Öğretmenler Günü olsun) düşkün, hediyedir, çiçektir böcektir seven, kalabalık kutlamalarla mutlu olan tatlı bir patatesti. Hala da öyledir belki de. Belki yukarıda olduğunu varsaydığımız -ki kendisi de varsayım olan- o yerde de kutlama yapılıyordur. Puf beyaz bulutlara pembe şeritler asıp, çeşmelerden akan şerbetleri içiyor; devasa pastalar yiyip hiç kilo almıyorlardır. Bir parmak şıklatması ile istenilen hediyeler geliyor, altın arpın çaldığı melodilerle dans ediyorlardır. Gerçi korkarım öyle bir durumda Anoş "oy farfara" parçasına istek yapabilir...

Ben de Mart ayında 36 yaşıma girdim. Kaderin bir cilvesi -ve doktorumun yurt dışı seyahati- nedeniyle doğum günümü hastanede kutlamam gerekti. Ameliyattı, narkozdu -hayır, narkozdan çıkınca hiç tuhaf ya da komik bir şey yapmamışım; çok sıkıcı bir hastayım-  derken kutlamaya fırsat olmadı.

O yüzden bu sene senin doğum gününde ikimizinkini de kutlamış olalım Anoş. Hem aslında senin doğum günün benim doğumuma da sebep olduğuna göre bence gayet mantıklı.

Bak geldim neredeyse kırkıma, sen oldun neredeyse altmış beş. Hay maşallah!

Pasta kesmeyelim bence, kremalı şeyler bana dokunuyor. Zaten kilo aldım, vermem lazım, "verme, iyi böyle" diyeceksin ama yok bir iki kilo verelim bence. Sen verme ama evet, iyi böyle. Zaten çok zayıflamıştın... Hem orada kilo alma derdi yok dedik değil mi, e sen ye kız o zaman pastaları, börekleri!

Hediye konusunda benim sana, senin bana göndermen biraz sıkıntı olabilir. Ama sen şimdi hediye almazsak bozulursun. Son gelişimde sana rengarenk menekşeler getirmiştim; ona saysan olur mu? Sen bana gönderme bir şey ama arada yerinde iyi olduğuna dair bir his doğsun içime o yeter, yetiyor.

Gerçekten de yaş, tecrübe demekmiş. Bu sene biraz daha yaşlı biraz daha tecrübeliyim. Sen zaten ikimize yetecek kadar tecrübelisin (yaşlı değilsin canım, ne münasebet) ve ben birazından bile nasiplendiysem şanslıyım.

İyi ki doğdun Anoş. İyi ki doğdun...

Not: Seninle gidemediğimiz İtalya'ya ikinci ayak basma girişimim de geri tepti. Sanırım çizme bana haram...









28 Mart 2017 Salı

Barika'nın kuyusu: ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLAR

Barika'nın kuyusu: ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLAR: Hep derim bu hayatta kurulmaması gereken iki cümle vardır: Bir: Daha kötüsü olamaz İki: Ne kadar kötü olabilir ki? Hayat sağ olsun bir...

ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLAR

Hep derim bu hayatta kurulmaması gereken iki cümle vardır:

Bir: Daha kötüsü olamaz
İki: Ne kadar kötü olabilir ki?

Hayat sağ olsun bir kere daha bana bu iki cümleyi teyit ettirdi. Huyu kurusun, en iyi öğretmendir kendisi, bilirsiniz.

Elimdeki hikaye biterken dedi ki: "Şimdi sen "bu" oldu diye üzülüyorsun ya ben sana bi doz daha vereyim, buna üzüldüğünle kalmaya dua edersin."

Ha neden, çünkü başlarken ikinciyi kurmuştum: "Ya bi deneyelim, tamam, ne kadar kötü olabilir ki?"

Bu kısım, hayal gücünüzle sınırlı...

Neyse, böyle atıp tuttuğuma, abarttığıma bakmayın. Herkesin canı yandığı kadar yandı benim canım da. Herkes kadar hayal kırıklığım... Eksiğim ya da fazlam yok. Ha belki artık kendimce bir fazlam var: deneyim.

Ama bak ne diyeceğim, böyle durumlarda (bazılarınız bana hiç katılmıyor, biliyorum) iyi ve güzel olanı düşünüp, onu kendine kar saymak bence en doğrusu. Evet, akılda kalan hep bitişlerdir ama onca yaşanana haksızlık da etmeyelim. E sonuçta o kadar gülen, eğlenen, hisseden bizdik; yok mu sayacağız? Sondaki o tonlarca ağırlıktaki bir kaç cümle yüzünden kendimizi tüy gibi hafif hissettiğimiz günleri unutacak mıyız? Yok, gerek yok. Onlar orada kalsın, bitişi başka yerde.

Ve biz de başka yere... Hepimizin bildiği gibi:

"Sahaya galibiyet için çıktık ama rakip takım bizden güçlüydü. Sonuç için üzgünüz. Artık önümüzdeki maçlara bakacağız."




9 Şubat 2017 Perşembe

Barika'nın kuyusu: "BAKİ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SEDA İMİŞ"

Barika'nın kuyusu: "BAKİ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SEDA İMİŞ": Bundan iki yıl kadar önce 6000 km öteye taşındığımı duyurup (ve bu 6000 km yi sürekli kafanıza kakarak) pılımı pırtımı toplayıp Banglade...

"BAKİ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SEDA İMİŞ"


Bundan iki yıl kadar önce 6000 km öteye taşındığımı duyurup (ve bu 6000 km yi sürekli kafanıza kakarak) pılımı pırtımı toplayıp Bangladeş diyarına gelmiştim, hatırlarsınız. Şimdi de -yine- pılımı pırtımı toplayıp başka bir kilometre hesabına gidiyorum. E hikayenin biri bitmeli ki diğeri başlayabilsin.

Geçen bu iki yılda bu memleket bana bir çok şey öğretti. Sadece işle ilgili değil; hayatla da ilgili.

Asya'da yaşarken üçüncü gözü açılan, karması değişen, aurası renklenen diğer insanlar gibi ben de bir değişimden geçmedim dersem yalan olur. Sırf Yoga sayesinde vücudumda varlığını bilmediğim kasları öğrenmem ve nefesimi nihayet kontrol edebilmem yeter!

Şaka bir yana daha fazlası var tabi ki. 

Kendimle ilgili bilmediğim, bildiğim ama kabul etmek istemediğim şeyleri öğrenmek gibi. 
Daha fazla şükür, daha fazla sabır, daha fazla sükunet sahibi olmak (olmaya çabalamak) gibi. 
Kendi sınırlarımı -hem fiziksel hem ruhsal olarak- yeniden ölçmek gibi.

İlk defa yabancı bir memlekette yaşama tecrübesi edinmiş biri olarak bu ilk tecrübemden:
Nereye giderseniz ya da ne yaparsanız yapın bir noktada kendi milletinizden birileri ile konuşmanın yerini dolduramayacağınız anlar olduğunu 
Daraltılmış alanları ancak içindeki insanlar ile genişletebileceğinizi 
Onlarca alkol deneseniz bile bir rakı masasının başka bir masaya benzemeyeceğini 
İnsanlara ve mekanlara ve eşyalara çok bağlanmamayı, çünkü herkesin ve benim de gidebileceğimizi, kalacak olanın bu kubbede hoş bir seda olduğunu
Öğrendim.

Ve bu, Güney Asya'nın Hindistan ile Myanmar arasına sıkışmış, henüz 40'lı yaşlarındaki genç ama biraz talihsiz ülkesi ve bu ülkenin yardıma ihtiyacım olduğunda her zaman bir şekilde yardım etmeye çalışan insanlarını geride bırakırken;

Tecrübeler, hatalar, yanlışlar, "nasıl yaptım ben bunu" diye kendimle kavgalar
Doğrular, iyiler, güzeller, "ne iyi yaptım da yaptım" diye kendime aferinler
Evlilikler, bebekler, kediler, köpekler, kuşlar, böcekler... 
Arkadaşlar, dostlar, sırdaşlar...
Adalar, şehirler, tekneler, denizler, kumsallar...
Dört kıta sekiz milletten envai çeşit insan...

Ve tam gider ayak; birinin hiç beklemediğim bir anda elimi sımsıkı tutu vermesi. Bırakmak istemeyecek kadar güzel hissettirmesi...

Bana kalan hoş seda oldu.

Teşekkürler Bangladeş...









20 Ocak 2017 Cuma

Barika'nın kuyusu: KAYBOLAN BARİKA

Barika'nın kuyusu: KAYBOLAN BARİKA: Ne yazacak ahvalimiz de ne de o ahvali yazacak halimiz kalmadığı için uzun bir ara verdiğimiz şu mecraya geri dönmenin buruk mut...