10 Mayıs 2012 Perşembe

TEK OMZU DÜŞÜK BLUZ



Önümüzde ki beş günlük hava tahmin raporuna göre söylüyorum: yağmur var! Bütün bir hafta sonu yağmur var. Aylardan Mayısmış, mevsimlerden baharmış, hiç dert değil. Aman yağsın, o da bana dert değil. Bu ara bana hiçbir şey dert değil. Öyle işte…

İnsanların kısmetleri ancak gözleri açıldığında açılır. Biliyor muydunuz? Bunu biliyor muydunuz? Çünkü ancak gözünüz açılınca etrafınıza bakmaya başlarsınız. Bir zamandır orada olan ama manyaklar gibi sürekli yere bakarak yürüdüğünüz için görmediğiniz herkesi görmeye başlarsınız. Gözünüzde ki perde inince, “a bak sen, burada neler varmış” şeklinde keşiflerde bulunmaya başlarsınız. Ben size bir şey diyeyim mi; ancak o zaman “başlarsınız”. Yoksa nah başlarsınız! Şu kafanızın arkasında ki deliği sıvayıp kapamadan bir halt yiyemezsiniz. Çünkü cereyan yapıyor canlarım, esiyor dört taraftan, siz de öyle esintisinde savruluyorsunuz. Gerek yok. Biz üç gündür şantiyede yaşadığımız için baya tecrübelendik, ben size hemen bir çimento karayım şurada. Malayı da kapıp geleyim, kapayalım şu deliği. (Son okuduğu kitap Hakan Bıçakçı’nın Apartman Boşluğu olması nedeniyle Barika burada kitaba gönderme yapmaktadır. Ayrıca o kitabı kendisine Hakancığımızdan (evet, bizim Hakancığımız) imzalı olarak getirmiş olan ve kendisi te Bangladeşlerdeyken “bak sana ne aldım” diye resmini atıp gözlerini yaşartan #çevirmen’ e de teşekkürü bir borç bilmektedir. ) Yoksa bak, valla boşa vakit harcıyorsunuz. Değmez. Hayat kısa. (Bunu bir daha söylersem beni vurun!) Bir zamanlar önce bir buçuk yılını, sonra nereden baksanız dört yılını, arkasından aylarını falan böyle harcamış biri olarak (oha toplayınca ömrümün üçte birini böyle geçirmişim ya! Allah da benim cezamı!) söylüyorum bunları size. Her birinin sonunda ben kendi kendime ve dahi sevgili Gamzem bana, sürekli aynı şeyi söyledik: “hayat devam ediyor ve sen etrafındakileri kaçırıyorsun” Zaten kız, ömrünün baya bir kısmını bana bunu söyleyerek; kalan kısmını da Türk kahvesi yapmayı öğrenmemi umarak geçirdi. Sonunda da onu istemeye geldiklerinde kahveleri ben yaptım.( Makine ile evet, ne olmuş? )(Aha bu yazı da parantez manyağı oldu) Ama şimdi bir kere daha söylüyorum, ne zaman ki kafanızı yerden kaldırıyorsunuz; o zaman piii neler neler. Kaldırın bakayım kafalarınızı yerden. Bir bakın bakayım etrafınıza, ha şöyle! Ben size gördüklerimi anlatacağım. Yakında, çok yakında. O zamana kadar bir tavsiyem daha var: tek omzu düşük bluz.
Bir de o ufaktan üzerinize sinen kendine güven duygusu mudur, rahatlık mıdır nedir bilmediğiniz o şey var ya, etrafınızda oluşan hare. Yap desen yapamazsın. Birden beliriyor galiba. İşte o hare bir anda bir yörüngeye dönüşüyor. Hatta o kadar hızlı dönüşüyor ki siz bile şaşarsınız. Şaşıyorsunuz. Şaşıyorum. Dün bir bugün iki, ne oluyor? Demeyin, öyle oluyor. (Bu arada şu son iki gündür bana gelip gidip “ya sende bir değişiklik var, bir güzellik var, neden ki” diyen canım arkadaşlarım, o sizin güzelliğiniz. He valla. )
O yüzden bütün hafta yağmur yağacakmış, hava kapalıymış, güya baharmış falan demeyin. Bahar tabi! Mevsimlerden gayet bahar. Siz de bahar olun bakayım. Ben mi? Ne demiş Yeni Türkü: “İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık”

Not: Resimde ki bayanın benimle uzaktan yakından ilgisi var mı diye merak edenler için he var, ama benden 20 santim daha uzun ve 10 kilo daha zayıf.

4 yorum:

  1. yazılarını okumayı seviyorum hem dank ettiriyor hem güldürüyorsun :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim. bana dank edince yazıyorum ya, ondandır. :))

      Sil
  2. himmm “hayat devam ediyor ve sen etrafındakileri kaçırıyorsun” dank etti diyosun yani "an" itibariyle himmmm ozaman bidaha himmmmmmmm aramam lazim seni kolileri birak telefonun caliyor.

    Gamze

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hımmm ya :) dank sesi oraya kadar geldi mi? :))) kafamı çarptım, ondandır.

      Sil