30 Mayıs 2012 Çarşamba

SEVİŞİN!



  Ey ahali, size diyeceklerim var: Sevişin! Bulduğunuz her yerde, her boş vakitte sevişin! Gece gündüz demeyin, yer yatak aramayın, acabalarınızı keşkelerinizi dövdürtmeyin bana da sevişin. Çünkü bir zaman sonra sevişemeyeceksiniz.
Bu gidişatın devamı, evlilik dışı ilişkiyi yasaklamaktır. Başımıza, kapımıza, mahallemize zabıtaları dikip; evlilik cüzdanı olmayan kadın ve erkeklerin halvete girmesini engellemektir. Padişahım çok yaşasın!
Zaten bunca nesildir yorganın altına, kapının ardına, duvar diplerine, köşelere, arkalara sakladığınız isteklerinizi yeterince bastırmadınız mı? Şehvetin ya da tutkunun baş harfinden dahi korkup, yeterince özünüzden ve yaratılışınızdan kaçmadınız mı? Hah şimdi bir de, devletlümüz eliyle o yorganlar üzerinizden çekilmeden sevişin.
Az kaldı, size nikahı basmayan adamla değil aynı yatağa, aynı odaya bile giremeyeceksiniz ey avratlar! Silkelenin ve kendinize gelin.
"Savaşma seviş" diyenler bilememişler ki bir zaman sonra sevişebilmek için savaşmak gerekecek. O yüzden ey ahali, bir kez olsun öngörünü kullan. Yakındır sokak aralarında, mahallelerde saçlarından çekilip getirilip meydanlarda taşlanacakları seyreylemek. Neme lazım, o zamana kadar, sevişin.

4 yorum:

  1. Şirketi terk etmeden önce Sait Faik iyi gelir insana:-)

    Çıplak heykeller yapmalıyım.
    Çırılçıplak heykeller
    Nefis rüyalarınız için
    Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,
    Yırtık mintanından adaleleri gözüken
    DilenciSana önce
    Şiirlerin tadını
    Aşkların tadını
    Kitaplardan tattırmalıyım
    Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...
    Şu oğlan çocuğuna bak
    Fırça sallıyor
    Kokmuş manifaturacının ayağına
    Dörtyüzbin tekliğinden
    On kuruş verecek.
    Seni satmam çocuğum
    Dörtyüzbin tekliğe,
    Ne güzel kaşların var
    Ne güzel bileklerin
    Hele ne ellerin var, ne ellerin.
    Söylemeliyim,
    YokYok... meydanlarda bağırmalıyım.
    Bu küçükGüllerin buram buram tüttüğü
    Anadolu şehri kahvesinde
    Kiraz mevsiminin
    Sevişme vakti olduğunu.
    Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
    Baygınlık getiren şiirler
    Kiraz mevsimi, kiraz
    Küfelerle dolu Pazar.
    Zambaklar geçiriyor bir kadın.
    Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
    Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
    Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
    O biçimsiz bizans şarkısı.
    Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
    Nasıl etsem nasıl yapsam da
    Meydanlarda bağırsam
    Sokakbaşlarında sazımı çalsam
    Anlatsam şu kiraz mevsiminin
    Para kazanmak mevsimi değil
    Sevişme vakti olduğunu...
    Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
    Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
    Boşa geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunu da ancak sen yollardın... Şimdi bu şiiri okumuş ve mesaiye kalmış bedbaht bir kızım ben. Ah Godot'yu bile beklemiyorum artık, daha ne olacaktı!

      Sil
  2. O zaman bir de Ezginin günlüğünden "Sevişme vakti" çalsın...

    YanıtlayınSil