4 Kasım 2010 Perşembe

PATATES

Bir dakika, bir dakika... Kaldığımız yerden devam ediyoruz, evet de bunu çok mu kolay yapıyoruz sanıyorsun? Var olan bir şeyi yok saymanın ya da yokmuş gibi yapmanın nasıl bir performans sanatı olduğundan haberin var mı? Adam, masada tam karşında oturuyordur, o anda senin aklından geçen ayağa kalkıp, yanına gidip şap diye dudaklarına yapışmaktır ama kendini "patatesi uzatır mısın?" derken bulursun. Sensin patates! Bir silkelen bir kendine gel, çocuk musun sen ki; söylemesen de anlasınlar istiyorsun. Yok öyle yağma! Paşa paşa o kıymetli ağzını açıp, derdin neyse söyleyeceksin ama muhatabına. Derdinin kaynağı hariç, herkese derdini anlatınca bin tane çözüm bulabilirsin ama genelde bu çözümler; o konuşanların geçmiş tecrübelerinden ve şu hayata dair bildiklerinden yola çıkılarak hazırlanmış paketlerdir. E her paket de sana uymayabilir, denemeye bile gerek yok. Zaten kabul edelim, sana bin kişi bin şey anlatsa bile sen binini de dinlemez, kendi bildiğini yaparsın. Sadece laf kalabalığı işte...
Bir bakalım; durumu 14 sene sonra itiraf etmekle 3 ay sonra açıklığa kavuşturmak arasında ki fark nedir? İkisini de yaptığına göre sen söyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme