31 Aralık 2010 Cuma

İKİBİNON VE BİR

Bitenlerin ya da gidenlerin değil gelenlerin ya da başlayanların hesabını tutma çabamızı takdir ediyorum şu anda. Normalde hayıflanmaya ya da diz dövmeye ve hatta sayıklamaya olan bağımlılığımızı yılın en azından bir gününde bile olsa kırabiliyorsak; bizim için hala umut var demektir.
Oturup bir hesap çıkartıp “ne yaptık biz bu sene” yahut “ne umduk ne bulduk” listesi yapabilirdim diyordum daha doğrusu tam bu satırları yazıyordum ki babam aradı telefonla. Bana “keşkelerinin olmadığı bir yıl dilerim kızım sana” dedi. Keşke dememek mümkün değil biliyorum çünkü insanoğlu doyumsuzdur. Ne verseniz “keşke bir de…” der. Bir şey vermezseniz “keşke…” der. Elindekine de elinde olmayana da keşkelenir. İşte o yüzden mümkün değil belki ama en azı olsa. En azından elimizdekilerden şikayet etmemeyi öğrensek mesela. Aman ha, her şeye tamah edelim de sesimizi kesip oturalım demek derdinde değilim. Sadece hani değiştiremeyeceğimiz acı gerçekler var ya mesela bize yılda 3 kere zam, 5 kere prim verecek bir işimiz yok. Kapının önünde hangisine bineceğimizi şaşırdığımız bir cip, bir spor araba ve bir 67 model Mustang (gerçi bu listede karar bellidir bence!) yok. Ibiza da bir yazlığımız, Alplerde bir kışlığımız veyahut Guatemala da mevsimsiz bir dairemiz yok. Şahsen benim bir Rolex saatim, bir Gucci ayakkabım veya bir Versace elbisem de yok. (Piyasa şartları belli olmaz ama bunlardan birini elde edebilme şansım diğerlerinden daha yüksek sanırım). Demem o ki bunlar olmasa da kiralık olsa da kendime ait bir evim, beni işe getirip götüren bir servisim -ki daha önemlisi bir işim-, üzerinde kedi olan bir saatim, Audrey Hepburn baskılı bir tuniğim ve elli yıllık el örgüsü dantel eldivenlerim var. Anlatabildim mi? Ben anladım, neyse…

Ama tabi bir değerlendirme yapmadan geçmekte olmaz. Ben bu seneden bir dünya şey öğrendim. Say say bitmez ama özetleyelim: artık daha çok cesaretim var. Daha çok şey yapmaktan daha az korkuyorum. İliğime kemiğime işlemiş sandığım, eğer koparırsam kolumdan bacağımdan olmuş kadar dengem bozulur sandığım şeyleri söküp atabilirmişim, üstüne bir de gayet yaşayabilirmişim. Ters gittiğini sandığım şeyler iyiye dönerken, doğruluğuna kalıbımı basacağım şeyler tepe taklak olabilirmiş. Elimi uzattığım yerde sandığımdan daha çok el olabilirmiş. Anneler ne derse çıkarmış, inanmamazlık etmenin gereği yokmuş. İnsan, kendi terapisini kendisi bulabilirmiş (bkz: bloga yüklenmek). Dünyanın tuhaf yerlerine tuhaf şekillerde gidip geldikçe, hali hazırda sarsılmış aidiyet duygusu bir de artçılarını yaşarmış. Kardeş, çok ama çok özlenen bir şeymiş. İyi bir yol arkadaşın olduğu sürece her yol eğlenceliymiş. Sangria ve paella acayip güzel şeylermiş. Gaudi iyi bir adammış. Eyfelden aşağı bakmaktansa tam altında durup Eyfel e bakmak daha ürkütücüymüş. Çinliler gayet kaba insanlarmış ve gerçekten ne buluyorlarsa yiyorlarmış. Dubai hava alanı bile bazen yeterince büyük değilmiş. Sevilla nın sokakları dar olduğu kadar güzel, Paris kar yağarken güneşli olduğu kadar etkileyiciymiş. Ben artık Mariachi içemiyormuşum; çaya da şeker atamıyormuşum. Hala bir görüşte aşık olabiliyor, bir söze kanabiliyormuşum. (Ve eğer ışığı görürsem çok ileri gidebiliyormuşum.) İnsanlar 40 yaşlarına bile gelseler hala olgunluk beklemek için yeterince büyük olmayabilirlermiş. Erkekler zaaflarına ancak çıkarlarına ters düşmediği yere kadar yenilirlermiş ve kadınlar en masum pozlarında yeterince inandırıcı olurlarsa hala başarılı olabilirlermiş. Bazen insanlar sizi gerçekten tanıdı artık sandığınız anda aslında hiç tanımadıklarını görüp şok olabilirmişsiniz ve bu dört yıldan sonra olduğunda daha da tuhaf gelebilirmiş. Sevgiyle nefret arasında sadece iki sayfalık bir çizgi varmış. Ve daha neler neler…

Sonuç;
Bu seneyi kısalmış saçlarım, burnumda bir hızma ve duvarda bir kocaman çizik (ne çiziği yahu baya yarık) ile kapatıyorum. Burada yazdıklarım bana terapi olmanın ötesinde bu yıl, yeni insanlar tanıma fırsatı da verdi. Bunun içinde beni okuyan, varsa beğenen herkese teşekkürler. İyi, kötü, saçma, mantıklı, hüzünlü, neşeli, soğuk, sıcak, güçlü, zayıf, berbat, muhteşem onlarca sıfatla süslediğim bu yılı da yerine kaldırıp yenisi için biraz daha yer açıyorum.

Hep beraber, mutlu yıllar...

2 yorum:

  1. Seviyorum seni l1'ım.... Mutlu yıllar her yıl hepberaber olalım.

    YanıtlayınSil
  2. ben de seni icomm! pek tabi ki olalım :))

    YanıtlayınSil