6 Aralık 2010 Pazartesi

İKİNCİ KEŞİŞ ODASI

Bu sabah artık toplanacak kadar uzamış olan saçlarımı toplarken başımda ki yarığın yeniden ortaya çıktığını gördüm. Beş yaşımda, bir su birikintisinden atlamak isterken önümde duran kamyonu göremeyip (!?)kasasının köşesine kafamı geçirdiğimde olan yarık... Ben hep biraz sarsak, biraz dikkatsiz ve biraz savruk olduğumdan bu normal olabilir. Ama bir o kadar da sakar biri olarak hala bir yerlerimi kırmamış veya başka bir yerimi yarmamış olmam da bir o kadar da anormal. Belki de benim naciz vücudum bu hoyratlığıma uyum sağlamış ve kendisine benim bile bilmediğim bir koruma kalkanı yapmıştır. Hani kolay kolay üşümememem, uzun yola ve uykusuzluğa dayanabilmem de belki bundandır. Keşke başka bir takım konularda bu koruma kalkanını indirip yine bir takım başka konularda da kaldırabilseydim. Hani ne bileyim, bir kumandam falan olsaydı. Böyle otomatik pilotta giderken kaçırdıklarımı geri alamıyorum işte. Ve korkularım her geçen gün artıyor.
Takacağım kulpların sayısı artıyor,armutların sapları ve üzümlerim çöpleri çoğalıyor. Karşıma çıkanların korkunç olmasına da gerek yok çünkü ben kendimi yeterince korkutuyorum zaten. Cesaretimi kaybediyorum bazen ve "amaaan" diyorum o zaman içimden. Ne gerek var ki zaten. O kadar kolay cayabilirim yani.
Sümela da hemen girişte sağdan ikinci oda, dağlara bakan, baya güzeldi bence. Pılımı pırtımı alayım oraya gideyim de bari, şu evrende bir iki kişiye ilham ya da örnek olurum diye umayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme