13 Eylül 2010 Pazartesi

MISIN?

Yasaklıyorum kendime okumayı. Yazdıklarını okumayı. Ben zaten her okumayı cümlelerin yanında yapıyorum ya, şimdi seninkileri okurken senin cümlelerinin yanına yaklaşamıyorum bile. Sadece okurken bile kalbi sıkışıyorsa insanın nasıl korkmaz o cümlelere yaklaşmaktan. Bu sefer elimi süremiyorum hiçbir kelimeye, yanağımı yaslayamıyorum, yanına uzanamıyorum hiçbir sözcüğün. Uzaktan gelen kum fırtınasını seyreden hesabı, kaçmam gerekirken, inadına son saniyesini bekliyorum kaçma fırsatının. Hep dibine kadar yuvarlanmam gerek çünkü! Hep abartmam gerek! Acı çekilecekse de , nefret edilecekse de! Hep ayarsız olmam gerek çünkü!
Daha kadın olamamışken kadın gibi hissetmek fazla geliyor bu bedene. Benim bildiğim şeyler değil bunlar. Cehaletimle açlığım birleşiyor. Bir canavar çıkacak ortaya az kaldı. Kim sakinleştirecek? Kim gözlerinin içine bakıp; hızından ciğerlerini acıtan nefesini düzene sokacak? Kimde var bu cesaret? Kim yol gösterecek, kim doyuracak açlığını?
Kimse… Beni yine benimle, o baş edemediklerimle bırakacaklar, bırakacaksın. Mısın? Bırakma! Sen bırakma! Yorarım, kanırtırım insanın içini, ellerinin içine tırnaklarını geçirerek yumruklarını sıkarsın ama yapma, dayan! Benimle kal… Yavaş öğrenirim ama öğrendiklerimi unutmam ben. İyi öğrenirim.
Bu sefer kaçmama izin verme. Sonunda ben o duvarda bir tarafı çatlatmışken, o çatlaktan sızabil. Karşı duvarın arkasında kalan bahçeye. İstemesem, yolunu açar mıydım?
Okumayı yasaklıyorum ama yazmayı yasaklayamıyorum. Taşıyor sanki içimden. Ne kadar bent varsa yıkılmış, tutamıyorum. Kimse yapamadı bunu da sen nasıl yaptın? Ne kadar çok sözcük ve ne kadar çok cümle yazdırdın bana. Sen de bütün bu cümlelerin değerini bilenlerdensin. Anlarsın beni. Anlarsın birisi yüzünden yazacak hale gelmeyi. Sana da yazdırdılar çünkü! Sen de yazdın. Bağıra çağıra, kıra döke yazdın. Sırılsıklam oldu yazdıkların. Olmadı mı? O yüzden anlarsın. Mısın?
(Ağustos 2010)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme