12 Ağustos 2012 Pazar

YAVAN



Normalde gidenin arkasından su dökmekte üstüme yoktur. Zamanında çok yerden çok yere gitmiş olmaktan ve zamanında çok yere çok insan göndermiş olmaktan kaynaklanan bir tecrübe. Hatta zamanında değil, zamanlardır... Ama bu sefer neden bilmem, arkasından su dökmek yerine; çantamı kapıp arkasından gitmek istedim. Hem de nasıl şiddetle! Kendime inanamadım. Sonra bir silkelendim, kendime geldim. Deli miyim neyim? Değilim. Yakın zamanda aklını başına devşirmiş (sonunda) bir hatunum. Çekip gitme isteiğimin onunla ilgisi yok, bizzat çekip gitme isteğimin kendisiyle ilgisi var farkındayım. Bunları ayırabilecek kadar aymış bir haldeyim. Baya ayığım. O yüzden hala yerimdeyim. Evimdeyim. İşimdeyim gücümdeyim. Işınlanma diye bir şey olsaydı vallahi tam şu anda Kaş'taydım, başka da bir yerde değildim.
Şimdi, gerçekler: bugün fırtına, rüzgar, sağanak yağmur nedeniyle kesintiye uğrasa da hava hala sıcak. Ama aylardan Ağustos olduğuna göre aksini beklemek biraz mallık olur. Sadece nem biraz düşse, insanca şartlarda yaşardık.
Arı Kovanına Çomak Sokan Kız ile nihayet buluştuk ve Lisbeth Salander beni yeniden esir aldı. İki saatte 209 sayfa. İlk iki kitap bana bir piercing ve bir de kısa saça patlamıştı; bakalım bu bitince ne olacak? İsveç'e göçebilirim mesela. Ama yok, bu seriden de anlıyoruz ki;  bu kadar sessiz durduklarına bakmayın Kuzey'de de pisliğin bini bin para!
Öyle işte... Gerçekler acı değilse de yavandır. Bi' kahve yapalım bari...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme