6 Ağustos 2012 Pazartesi

LAF OLUR SÖZ OLUR




Annemin bir lafı vardır: “Gelin hasta, kız kötürüm; gelin gelin biz de oturun”

Şu sıralar bizim ev ahalisini en iyi tanımlayan söz bu olsa gerek.


Bir laf daha vardır: “Eski camlar bardak oldu”

Bazı eski camlar vardır ki; onlardan değil bardak, bardakaltı bile olmaz. Olmaz, zorlamayın. Çatlar, elinizi yırtar.


Benim bu aralar favorimse: “Dünya küçük”

Küçük değil, bas baya ufak yahu! Elimi sallasam tanıdığa çarpıyor. Hatta bazen çok tuhaf tanıdıklara çarpıyor. Bazılarında ise tanışıklık sebebi oluyor. Karışık.


Geçen haftanın bombası: “Kalp kalbe karşıdır”

Ama bu kadar mı karşı olur! 2500 km ya, az mı? Hiç de az değil. Ben tam “acaba ne yapıyor” derken onun “ben de seni düşünüyordum” demesi çok acayip oldu. Bu konuya daha sonra (yoğun istek de var zaten) ayrıntıları ile değineceğiz ama sakın bunu yukarıda ki eski camlar sözüne bağlamayın. O eski bir cam değil; o hep bardaktı. Güzel bir bardak, yakışıklı bir bardak, böyle baya… neyse…


Bu da geçen aydan hala aklımda: “Hangi dağda kurt öldü?”

Ya ben de bir bilsem? Gecenin iki buçuğunda o telefonla uyanınca beynim döndü doğal olarak ama dedim de içimden “geliyor bir bomba Barika, bekle!” Bomba değil ama nereden baksan bir yer mayını geldi. Mayın derken bildiğin mayın. Basmamak lazım, uzak durmak lazım, etrafından dolanmak lazım, uymamak lazım. Uyumak lazım.

2 yorum: