18 Temmuz 2012 Çarşamba

YEŞİL SOĞAN



Ben bu yaşıma geldim hayatımda böyle saçmalık görmedim! Bir kere eşyanın tabiatına aykırı. Olur mu hiç öyle şey! Kaç kişiye söylediysem hepsi şaşırdı, "hiç duymadık bunun gibisini" dediler. Ama beni bulur zaten. Nerede cins var beni bulur. Yeşil soğanın bile en cinsi beni bulur.

Ulan insan yeşil soğan doğrarken bu kadar ağlar mı?

Korkma sevgili blog, yanıltıcı ama dikkat çekici bir giriş yapayım dedim. Halbuse bahsettiğimiz şey, benim dün akşam patates salatası yaparken ağzımı burnumu dağıtan yeşil soğanlar. Hemen arkasından doğradığım yeşil biberler de acı çıktı zaten. Bu hayata dair alınmış en önemli derslerden biridir; acı biber doğradıktan sonra gözlerini kaşımayacaksın.
Patates salatası güzel oldu valla elime sağlık. Da konuyu şuraya bağlayacağım; benim tipimde bir sorun var sanırım çünkü kimse benim yemek yapabildiğime inanmıyor. Kendi öz annem dahil ki yemek yapmayı bana o öğretti.
Evet kaşımda piercing, burnumda hızma olabilir, saçım mavi olabilir, aklıma eseni aklıma esince yapmaya kalkışıyor olabilirim ama fotosentezle beslenmiyorum herhalde değil mi? Ben de yemek yiyiyorum. Yiyebilmem için de yapabilmem gerekir zira karun kadar zengin değilim. Ama dedim ya tipimde bir sorun olsa gerek ben ne zaman bir yemek muhabbetinde "a asıl bir de şöyle yaparsan daha lezzetli olur" falan desem sanki "ben piramitlerin sırrını biliyorum" demişim gibi bakıyorlar bana. Canlarım, ben yemek yapabiliyorum. Nasıl yapmamayım? Çalışan bir annenin kızı ve benden beş yaş büyük bir erkek çocuğunun ablasıydım. Aç mı otursaydık? Annem eve geç kalacağı zaman yemek yapma işini bana bırakırdı. O çocuk aç olurdu, beraber mutfağa girerdik. Lan on beş yaşındayken taze fasulye pişiriyordum ben. Şimdikiler bulaşık makinesine bardak koyamıyor. (iyice yaşlı teyzeye bağladık, hayırlısı) Hem yemek yapmak için çok fena yetenekli olmanıza gerek yok. aşağı yukarı bütün sebze yemekleri aynı mantıkla pişiyor. Soğanı doğrayın, sebzeyi koyun, salça ekleyip kapağı kapatın. Kasmayın bu kadar! (bu arada ben taze fasulyeyi acayip yaparım, övünmek gibi olmasın.) En sevdiğim şey de bütün sebzeleri küp küp doğrayıp birlikte pişirmek. Türlünün dibi oluyor adamım!
Neyse, bu gecikmiş kamu açıklamasından sonra artık hala bana "a sen yemek yapmayı biliyor musun?" diye soran olursa bir somun ekmekle döveceğim kendisini. Ayrıca o dana kadar evi de ben temizliyorum, evet. Temizlikçim ikinci seferden sonra kaçtığı için bana kaldı. Ne sandınız? Ta evi taşırken de tuttuğum temizlikçi beni ekmişti de mutfağı yedi, banyoyu beş saatte temizlemiştim. O taşınma faslı zaten bana hala derttir.
Şimdi, bir daha manavdan yeşil soğan alırken dikkat ediyorsunuz. Bu arada kuru soğanın ağlatmasıyla ilgili denenmiş ve işe yaramış tek öneri: kabuklarını soyup buzlukta 10 dakika bekletin, sonra doğrayın; gram ağlatmıyor. Hadi bu da size kıyağım olsun. (yemek blogu gibi oldu anasını satayım, bu ne ya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme