11 Nisan 2012 Çarşamba

ŞU KADIN MİLLETİ



Dün yazdığım yazıdan sonra haksızlık yapmışım gibi davranan arkadaşlar oldu, esefle kınıyorum kendilerini. Bir kere biz yapı itibariyle herkesin hakkını herkese veririz. Çok ciddiyim. Bu nedenle bir zamandır yazmak isteyip de yazamadığım şu konuda yazayım dedim: çocuk sesiyle konuşan kadınlar. Allah rızası için yapmayın! Yaş olmuş otuz, otuz beş, kırk (ne kadar kolay telaffuz ediyorum bu rakamları artık fark ettiniz mi?) ama hatun altı yaşında. Hatta beş bile olabilir. Bir şey isteyecek mesela, olabildiğince ince bir ses ve harflerin yarısını yanlış söyleyerek “ya ama ben bunu yapmak istemiyoyummm” . Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın e mi? O nasıl bir ses arkadaşım ya.” İstemiyoyum” nedir? R harfi nerede?
Ayrıca o ses öyle incelip, dudaklar büzülünce sanıyor musunuz ki daha sevimli oluyorsunuz? Daha’sını geçtim, sevimli bile olmuyorsunuz. Bir yaşımıza başımıza bakalım di mi? Zaten dikkat edin, bu tür konuşmaları öyle on beş yaşında ki kızlar falan yapmaz. Yirmi beş yaş ve üstü, artık yaşlanma emareleri gösteren, olgunlaşması beklenen hanımlar yapar. Evet, sinirliyim. Pembe tişört giyen erkeklere karşı bile daha ılıman bir tavrım var. Ama bu kadın tipine hakikaten tahammülüm yok. Resmen ağızlarının ortasına vurasım geliyor. Telefonda daha da fenalar (yazının bu kısmını dudaklarınızı 333 olarak büzerek okuyunuz) “ama aşkum yaa, gidelim noğğlur, bak küçük tavşanın değil miyim ben?” Nesin? Menopoza girmiş tavşan mı olur? Küçükmüş; cebimizde yer açalım sana o zaman.

Biz kadınların (hahaha) çekilmez bir hali daha var: diyet yapan kadın. Kişi kendinden bilir, gözünde kalan o yemeklere olan açlığından ve fiziksel olarak açlığından ötürü vücut, sistemi resmen uyku moduna alıyor. Görüntü kaymış, ses ayarı bozuk, çok acayip bir hale geliyoruz. Çünkü diyet bir kadına bu hayatta asla tahammül edemeyeceği tek şeyi yapar: istediği şeyi elde edememek. Kadın ki, istediği şeyi elde etmek için yapmayacağı yamuk, çevirmeyeceği entrika, söylemeyeceği yalan yoktur; kavuşması gayet kolay şeylerden bilerek ve isteyerek vaz geçer. Bu, aç kalan kadından farklıdır. Çok farklıdır ve kesinlikle daha tehlikelidir. Ayrıca kadın milleti 7/24 hatta 365 gün hatta yirmi beşinden sonra bir ömür, ya diyettedir ya da diyete girmek üzeredir. Bu pek çok şeyin de bahanesidir: yorgunum, başım ağrıyor, o mekana gelemem, bu davete katılamam, akşam yemeğine çıkamam, içki falan içemem, sinirliyim, mutsuzum, huysuzum, şefkate ihtiyacım var, ilgiye ihtiyacım var (burada yazar, o sürekli ihtiyacın ikiye katlanmasını ifade etmektedir) var oğlu var çünkü ne; diyetteyim. Yahut rejimdeyim. Aferin! Bir de benim gibi hepi topu üç kilo fazlası olan ve ayrıca üç kilo da göbeği olan kadınlar da utanmadan “ay yiyemem, rejimdeyim” der ya! Ah o koca kıçımızı yerinden kaldırıp iki kilometre yürüsek, böyle dertlerimiz kalmayacak. Bizde ayar yok arkadaşım. Bir oturuşta yaş pastanın üzerine dondurma yiyorsun, sonra o sunta gibi bisküvilerden (püskevit mi?) hayır bekliyorsun. Hı hı, zaten gıda sektörü bu acayip devrimi böyle sessiz sedasız yaptı.

Demem o ki beyler, siz siz olun diyette bir kadınla tartışmayın. Haklı olmanız imkansız, kazanmanız mümkün değil. Bir de öyle saf saf “hayatım, yemeğe çıkalım mı” falan diye sormayın valla sizi o kepekli grissinilerle döver. Her tarafınız kırıntı olur, gece kâbus görürsünüz. Ayrıca “kilo verdim mi?” sorusunun cevabı her zaman “ha evet, inceldin biraz hakikaten” dir. Doğrucu davutluk yapıp canınıza susamayın. Derim ben.





2 yorum:

  1. Çocuk gibi konuşan kadınlar bende de ters tepki yaratıyor. Geçen gün oturduğumuz bir kafede, yan masadaki kadın "Aşkıııım, birlikte tuvalete gidelim mieeea?" dedi. İçimden "Aşkın kubura düşsün!" dedim. Neyse ki erkek arkadaşı tuvalete yalnız da gidilebileceğini söyledi:-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hahaha koptum okurken yorumunu :) şu kadınlar sürekli tuvalete birlikte gitmelerini de yazacağım zaten.

      Sil