16 Nisan 2012 Pazartesi

EN ZAYIF HAL



En son ne zaman birini beklerken heyecanlandınız, saat saydınız, onu görme ihtimali üzerine hesap yaptınız, gördüğünüzde olacaklarla ilgili hayal kurdunuz? En son ne zaman biri için giyinip evden çıktınız, biri için makyaj yaptınız, biri için her zamankinden farklı görünme kaygısı güttünüz? En son ne zaman birisi ile ilgili planlar yaptınız kafanızda ya da acabalarla dolu cümleler geçirdiniz aklınızdan? Ben hatırlamıyorum.


Tamam, yalan söyledim, hatırlıyorum ama onu saymıyorum. Sayılmaz. Hatırlamamak için direndiğim bir başlıkta konuşmak için yazmıyorum bunu. Benden bağımsız bir yazı yazıyorum, genele hitaben.

Çok acayip bir duygu değil mi? Bir kere çok yoğun. O kadar ki, kalbinizin atışı ona göre düzenleniyor. Bahsettiğim şey; bütün bir gün manyak gibi aklınızda olması değil, aklınıza geldiğinde olanlar. Kalp sıkışması gibi, midede bir tür kaynama gibi, parmak uçlarının karıncalanması gibi. Sonra, çok acayip böyle lunaparkta gondola binmek gibi, korkuyla karışık bir heyecan. Zaman içinde uçup gidecek şeyler bunlar, biliyorum. Biliyorsunuz. O yüzden yaşarken o kadar kıymetli ki; zevkini çıkarın, keyfini sürün. O saçı on kere bozun, o makyajı on kere silin, evden onlarca kıyafet denemeden çıkmayın. Hangi rengi sevdiğini bilmediğiniz için, hangi kokuyu sevdiğini bilmediğiniz için, neyin ne olduğunu bilmediğiniz için sürekli “acaba beğenecek mi” diye kıvranıyorsunuz ya; kıvranın. Kıvranın anasını satayım! Eninde sonunda başka bir şeyler yüzünden kıvranmak zorunda kalacaksınız, o zamana kadar bununla idare edin.
O kırk yılda bir sürdüğüm kırmızı ruju, gözüme çektiğim siyah kalemi, en güvendiğim siyah tişörtümü, bunları saklıyorum. Her akşam yatmadan sürdüğüm zambak kokulu kremi artık sürmüyorum. Yemişim zambağını! Dur ağzımızı bozmayalım. Ne diyorduk, ha, mesela epeydir oje sürmüyorum. Tırnaklarda eskisi kadar hızlı uzamıyor zaten. Sağ elimin baş parmağı neredeyse bir aydır kendine gelemedi. O kadar tırtıklamışım ki etlerimi, düzelmesi baya zaman alacak gibi.
Kendine bakmak için illa biri mi olmalı hayatınızda, hayır. Ama kabul edin ki, o baya büyük bir etken. Etkilemek, dikkatini çekmek istediğiniz biri olduğunda otomatik olarak davranışlarınız, kıyafetleriniz, her şey bir anda değişiyor. Değişsin istiyorsunuz. Aslında mesele kendine bakmaktan ziyade, daha fazla bakmak. Her şey batıyor ya o yüzden.
Yirmi beş yıldır aynı olan saç birden şekil almaz bir mahlukat haline geliyor. Beli çevreleyen simit yağlar bir anda görünür oluyor. Kıyafetler ya dar ya da bol geliyor. Kulaklar çok kepçe, burun çok mu büyük, gözler biraz şehla mı ne? Ama ne zaman ki o karşınızdakinin sizi beğendiğini, istediğini, sizinle ilgilendiğini fark ediyorsunuz; işte biz ona “götü kalkmak” diyoruz. Ne oldu? Bir anda dünyanın en güzel kadını oluverdiniz. Bir hava, bir afra, bir tafra. Kırıntıları etrafa dökülen özgüven gitti, yerine kocaman bir pasta geldi. Of bu kadar da belli olmasaydı etkiler keşke. Keşke bu kadar ele vermeseydik kendimizi. Ne bileyim… Bu kadar parlamasaydı gözlerimiz mesela ya da yanaklarımız hemen yanmasaydı. O zaman bu kadar ışıldamazdı zayıf noktalarımız belki. Belki o zaman bu kadar şeffaf bir hedef olmadık. Olmazdım. Yani…

5 yorum:

  1. Ne diyeyim hoş olmuş. Güzel ifade etmişsiniz. Ama yine de birşey diyeyim mi? Bence o ilk anlar, kötü. Yani düşünsene, evet öyle başlar ilişkiler ama o heyecan ne bileyim sıkıntı verici, oldukça boğucu hatta. Ne işim var burada? Gidip yalnız başıma sakin yerde bir bardak çayı tutsam elimde, derim mesela ben olsam. Ama şu çok güzel, tanıyorsun, o da seni biliyor. Ayrı evlerdesiniz buluşacaksınız mesela. Kokular sürmüş, güzel giyinmiş, aynaya sık sık bakmış ve evden çıkmışsın. O senden önce gelmiş olsun, ve orada, buluşacağınız yerde görüyorsun. Gülümsüyorsunuz birbirinize. Ama öyle sadece gülümsemek için değil, hatta gülümsemek istemiyorsun -çünkü yalnız yürürken gülenlere deli denebilir diye düşünüyorsun- Kendini tutmak istiyorsun gizlice ama olmuyor işte. İşte o an harika bence. O an o kadar içten olamaz, o kadar yakın, o kadar da yalnız ama işte orada o. O da yalnız duruyor ve bekliyor.

    YanıtlaSil
  2. aşkkkk,o kadar uzun ve o kadar kısa...bugün başlar yarın biter,,ya sonra?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sonrası herkes için farklı aslında.

      Sil
  3. Ay ben buna cok yakın şahit olmadım mı ? Olmadık mı ? :)

    YanıtlaSil