18 Eylül 2011 Pazar

PAZAR SABAHI

Piç olmuş bir pazar uykusunun ardından... Kelimenin gerçek anlamıyla ve abartısız bir tarifle "öküz" gibi uyuyan bir insanım (çok İvedik cümlesi oldu, biliyorum ama açıklayacağım). Şöyle ki; yastığa başımı koymamla uyumam arasında ki süre en fazla 3 dakikadır (şahitlerim var, gerekirse konuşurlar). Sabaha kadar oturabiliriz, hiç problem değil. Ama ne zaman ki uyumaya karar veririz; "iyi uykular" der demez şalter iniyor bende. Pavlovun köpeği gibiyim. Bir de nereye koysanız uyurum ki bu huyum babama çekmiş. Sandalye tepesine, koltuk kenarına, halıya, banyo küvetine, arabanın bagajına, hiç fark etmez; kıvrılır uyurum. O yüzden de eğer bir şekilde uykumu piç ediyorsam bunun anlamı kafa dolu demektir. Ya da bir şeylere fena halde takılmış... Takıntılı bi şahsiyet olduğumdan değil. Zaten sorun da fazla bir şeye takılmıyor olmam. Of neyse işte...
Sevmiyorum tatil zamanı az uyumayı, ne yapayım. Hafta sonu çalışanlar iyi bilir bu uykunun kıymetini. Miskinliğin, uyuşukluğun  en tatlı halidir. Uyandığınızda bile kalkmazsınız o yataktan. Hani böyle sıcaktır yatak o anda, uyku mahmurudur sizin gibi, bırakasınız gelmez. Hem yetişecek bir servis, gidecek bir iş, koşacak bir metrobüste yoktur o gün. Oh, niye kalkasınız ki...
Sucuklu yumurta yaptım bu sabah, çay da demleniyor. Gazetelerimi de aldım. Balkonu yıkarım şimdi, sonra serin serin, ıslak betona ayaklarımı koyup, gazetelerimi okurum.
Pazar günlerini hiç sevmem ben. Ama en sevmediklerinizin bile gözünüze sempatik göründüğü anlar vardır. Pazarlarında sabahıdır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme