27 Eylül 2011 Salı

GERGEDAN


Sevgili Blog,

Bir zamandır ihmalkarlık ettim sanki. Bak, kaç gün olmuş... Ama sana iyi haberlerim var. Her iyi haber gibi aslında kötü bir haberin arkasına bağlanmış bir haber ama olsun; iyi haber, iyi haberdir. Bağını sorma.

Kim demişti "bir sabah uyanacaksın ve gitmiş olacak" diye? Doğru demiş. Bir sabah uyandım ki; gitmiş. Üzerimde oturan o gergedan kalkmış, koca gövdesiyle her nasılsa hiç birşeyi devirip kırmadan, sessiz sedasız gitmiş. Şaşırdım fark ettiğimde ki fark etmem de zaman aldı. O koskoca gergedanın eksikliğini dahi fark etmemişim bir zaman. Dün saydım, sanki aylar hatta yıl olmuş gibi geliyor o otobüste "ben gidiyorum, yetti artık" diye karar verişim. "Yok canım, bir ay falan oldu" dedi karşımda oturan. Bir ay mı? O kadarcık mı? O zaman ben baya ilerleme kaydetmişim. Yani genelde 2 yıldan aşağı sürmez benim tedavim ve kurtuluşum. Rehabilitasyon süreci boyunca da etrafımda, yanımda yöremde ne kadar adam varsa bana görünmez olur. En büyük hatam da budur ya! Kurtulmayı zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz çünkü. Çünkü kim demişti "çivi, çiviyi söker" diye? O da haklıymış. Çivinin biri ayağıma batmasa, gergedanın yokluğunu fark edemeyecekmişim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme