4 Ekim 2011 Salı

KIYMIK

Beyazla gri arası, yumuşak, kıvrım kıvrım sevgili beynimi iki avcumun arasına aldım baktım. Vıcık vıcık biraz, biraz sümüksü hatta süngerimsi, sevimsiz değil ama asla. Filler de mi ceviz kadarmış? Valla benimki nicelik olarak büyük olabilir ama nitelikte aynen ceviz kadar!
Tam da sağ lobunun kenarında duruyor kıymık. Yarısı içine batmış. Yumuşak ya, gömülü vermiş kolayca. Kendisini iki parmağımın -ki başparmağımla işaret parmağım olurlar- arasına kıstırmak suretiyle gömüldüğü yerden yavaşça çekip… Yok valla, hört dedim, çektim çıkardım! Çıkarmamla da incecik ip gibi kan fışkırması bir oldu. Ben de avcumu bastırdım üzerine. Parmak aralarımdan sızdı o da. Ama pabuç bırakır mıyım? İlk kıymık sanki batan. Bak bir etrafına da gör kendinden öncekilerin izlerini di mi? Aldım adi kıymığı, attım kenara. Üzülme sen e mi benim sünger beynim. Bak, geçti gitti. Bir şeycikler olmaz sana ben buradayken.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme