25 Ekim 2010 Pazartesi

KEDİ

Bir geldim ki evime kedi girmiş! Gezmiş odamda, ayak izlerini bırakmış sonra da açık pencereden çıkıp gitmiş. Nasıl sinirlendim! Halbuki kedileri severim ben. Mesele sevmek değil ki... Benden habersiz girip ortalığı talan etmek de neyin nesi? Yok öyle yağma! O kadar cesursan yüzüme bakarak bas bakalım o eşyaların üzerine. O kadar erkeksen (erkek misin acaba) yüzüme bakarak talan et bakalım ortalığı! Arkamdan yapması kolay tabi. E hadi madem yaptın, bari iz bırakma. Her yerde ayak izin varken ben sanki anlamayacak mıydım eve girdiğini? Nerelerde gezdiğini.
Sonra ben gecenin yarısında elime geçeni makineye atıyorum yıkansın diye. Kediden soğutur adamı böylesi. Onca yorgunluğun üzerine bir de arkasını toplamak zorunda kalınca tabi... Ama işte ne yaparsın, pencereleri açık bırakırsan kedi de kendinde girmeye hak görüyor demek ki. Demek ki neymiş, o pencereler öyle her daim açık kalmayacakmış. Pencereler açıkken insan hep etrafa göz kulak olacakmış. Hele öyle "nasıl olsa bir şey olmaz" diye güvenip de kapı pencere açık evden çıkılmayacakmış. Demek ki neymiş: kedilere güven olmazmış. Kedilere bile olmazmış...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme