27 Kasım 2011 Pazar

KOĞUŞ KALK! UYAN!

Anasını sattığımın hayatı asla sizin ne düşündüğünüzle ilgilenmez. Yalansa yalan deyin. Siz kafanızda iş değiştirip değiştiremeyeceğinizi, o adamın/kadının sizden hoşlanıp hoşlanmadığını, arabayı satıp motorsiklet almanın mantıklı olup olmadığını hesaplarken ve henüz bunlarla ilgili tek bir adım dahi atamamışken dan diye birşey olur ve herşey bir anda önemini yitirir.
Hiç bir zaman bilemeyebilirsiniz o adamı o gece öpseydiniz acaba ne olurdu? Öpmediniz de ne oldu? Bi bok olmadı di mi, hiçbir şey değişmedi hayatınızda. Bilemeyebilirsiniz çünkü bir daha o adamı bulamayabilirsiniz. Veya siz hayatınız boyunca bir daha kimseyi öpemeyebilirsiniz. Ve hatta aslında bir hayatınız bile kalmayabilir.
Aman karamsarlıktan kavrulalım diye yazmıyorum bunları. Sadece ertelediğin(m)iz, korktuğun(m)uz, acabalar yüzünden, üşengeçliğin(m)izden, tembelliğin(m)izden bir türlü adım atamadığın(m)ız bütün o şeyler; gelin de alın diye beklemiyorlar. Beklemezler, beklemeyecekler. Siz istediğiniz kadar zamanınız var sanın, yok. Zaman dediğiniz şeyi sahiplenemezsiniz ki! Hangi akla hizmet yapıyoruz bilmiyorum ama sanki bizim için uygun olan zaman diye bir şey varmış gibi davranıyoruz. Yok canım, öyle bir şey yok. Doğru zaman, uygun zaman diye bir şey yok. Çünkü mutlaka bir şey eksik, yanlış, tanımsız, saçma, yersiz falan olacak. Bir tarafı toparlarken diğer taraf dağılacak.
Piyano mu çalacaksınız, yağlı boya resme mi başlayacaksınız, ahşap boyama kursuna mı gideceksiniz, yoga mı öğreneceksiniz, paraşütle mi atlayacaksınız, Ukrayna'ya mı gideceksiniz, ne bok yapacaksanız yapın. Yapın! Çünkü bir kez daha ertelerseniz yapamayacaksınız! Araya başka şeyler girecek evet. Gidip o adamla/kadınla da konuşun. Bağırın çağırın, yapışıp öpün, ne bileyim ben. En kötü ihtimalle reddeder. Ondan da kimse ölmüyor. Tecrübeyle sabittir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme