23 Temmuz 2010 Cuma

Başağa...

Okulun arkasında ki zeytinlik, ağaç altı, papatyalar, yağmır sonrası toprak kokusu, akşam dersine sabahtan gelip akşam da o derse girmemek, Dost'un bahçesinde çay, arka bahçesinde bira, kışın karda yuvarlanmak, Sabuncubelinde ki lanetli 5 km, otostopla 6 kişi binilen tır, fotokopi, sınav stresi, kola-sigara, makro ikitisat hatta mikro iktisat, batak, ihale, ekmek arası kekikli tavuk, zeytin, Kavaklar, ah kavaklar..., deniz, sahil, Göztepe de maç, kavga, gözyaşı, ayrılık, İstanbul, İzmir... Milyonlarca ortak sözcüğümüz var bizi anlatacak. Bundan 8 yıl önce, okulun merdivenlerinde baya baya ağlarken yanıma gelen kız, "bana manyak mısın da ağlıyorsun?" diyen kız; karakterlerimizin onca farkına rağmen, kilometrelerce yolu biraya getirdik biz. Birbirinden saçma şeyler yaşayıp, saçma sapan dönemlerden geçtik, beraber katıldık gülmekten ve ciddi ciddi kapıştık, sonra epey de bi ağladık galiba beraber. Çok mutlu ol emi. Çok ama çok mutlu ol. O kaşık kadar yüzünde sadece bir koca gülümsemeye yer var. Unutma.

1 yorum:

  1. yemin ederim bir pıt oluştu gözümde bloguna beni alet etme,pek duygusal konuşmalar atlatıp duruom zaten.Hem herşey gelir geçer su akar yatağını bulur demez misin bunca şeye rağmen yanyana kalabildiysek gülmelerin yanında kavgalarımızda şartmış demektir. biz o suyla yüzdük ve birbirimizi bulduk demek bazen neymiş kader söler biz oynarmışız.iyiki çıktın o merdivenlerde karşıma iiki ağlamışın o gün

    YanıtlaSil