27 Temmuz 2010 Salı

UYARI

Eğer yarım bırakacaksak hiç başlamayalım bu işe. Korkup kaçacaksak hiç yola çıkmayalım; bırak yola çıkmayı, kafamızı kapıdan bile uzatmayalım. Eğer yine sıradan, basit olacaksa bir şeyler hiç bulaştırmayalım kendimizi bu işe. Elim, tenine değdiğinde kızgın maşa gibi yakıp, iz bırakmayacaksa; elin, tenime değdiğinde bıçak kesiği gibi acıtmayacaksa hiç dokunmayalım birbirimize. Eğer dudakların açık yarada tuz etkisi yapmayacaksa bende, eğer dudaklarım bir elektirik akımı geçirmeyecekse bedeninden, öpmeye yeltenmeyelim bile birbirimizi. Yine sadece yalan, dolan, kapris, oyun içinde yuvarlanacaksak; yerimden bile kalkmayacağım. Bana ayak basılmamış toprakları vaadetmiyorsan, adım dahi atmayacağım. Bana tatmadıklarımı tattırmayacaksan, elinden su bile içmeyeceğim. Ben bir adım geldiğimde -fazlası değil- sende bir adım gelemeyeceksen ve ben bir adım kaçtığımda, sen de bir adım geride durmayı beceremeyeceksen; o adımı asla atmayacağım. Gün doğumundan gün batımına ve gün batımından gün doğumuna kadar, yanımda olmasan da nefesini içimde hissedemeyeceksem, nefesini tüketme hiç benimle. Sözcüklerini, cümelelerini benden esirgeyeceksen, ağzını dahi açma. Ben esirgemeyeceğim senden hiçbir şeyi ama bunu hak etmeyeceksen yanıma bile yaklaşma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme