26 Ocak 2012 Perşembe

BUGÜN PERŞEMBE



Sinema filmlerinde olur ya: “iki yıl sonra” O kadar değil ama şu anda bir “bir ay sonra” iyi olabilir. Bunu dediğime bakmayın bugün Perşembe olmuş (Fransızca da kurabildiğim tek cümle: aujourd'hui, c'est jeudi yani "bugün günlerden Perşembe". Bi o kalmış aklımda, aferin bana, neye yarayacaksa. Bu gidişimde bir perşembe günü hafızasını kaybetmiş ya da takvimden bihaber bir Fransız görürsem yardım ederim belki) ve ben bunu az önce fark ettim. Anasını sattığımın -ki gerçekten öyle hissediyorum hakkında- haftası, uçup gitmiş. Aman gitsin zaten. Gitsin de bir daha gelmesin mümkünse. O kadar yoğundu ki iş; mesailer sağ olsun, kafamda bir şey çevirecek halim bile kalmadı. Üzerine bir de her akşam çektiğim “sadık baş ağrısı” eklenince saat 12 de uykuya attım kendimi. Zaten saatin gece yarısını vurması ile ilgili bir sorunum var bu aralar.
E yazdığın bunca şey neydi diyen olursa, söyleyeyim: bazen bir anda bir şey geliyor vuruyor böyle ensemden doğru. Ağzıma midemden yükselen kelimeler doluyor. Ne yapayım, ben de yazıyorum. Yani kusuyorum, rahatlıyorum. Devam ediyorum. Yoksa çok fena olurdu, çok. Hafızamı da silemem ama değil mi? Bir de uyuyabiliyor olduğum için Tanrıya bir kere daha şükrettim bu hafta. Yani başını yastığa koyar koymaz uyuyabilen o tiplerden olmasaydım kesin şu anda yerlerde falan sürünüyordum. Canımın en sıkkın olduğu zamanlarda bile uyurum ben, sağ olayım, hiç öyle aman “uyku tutmadı” larım yoktur. Yine uyudum. Rüya bile görmeden, depderin uyudum. İyi ki rüya da görmüyorum. Ha sadece bir kere Çin’de yeni yıl tatilinin uzadığına dair bir mail aldığım bir rüya gördüm, o kadar. Bir keresinde de İspanya da tatildeyken (ay havam batsın!) sabah; “yüklemesi yapılacak bir gömlek vardı!” diye uyanmıştım da kalkıp tasarımcıma mail atmıştım. Ay canım, o pansiyonda ki yakışıklı ama ebleh çocuğu hatırladım. Çok tatlıydı yahu. Neyse, dilimde ki yara biraz indi en azından ama nedense bu öğlen de sağ dişlerimden biri ağrıyor. Yemin ederim huysuz şirin gibi oldum, bu ne ya!
Tamam, bir hafta daha geçsin, siz o zaman görün beni, heheyt!
Ajda’nın da dediği gibi “topladım dağılan kalbimin her köşesini”

Bu zaman aralığı bittiğinde bir teşekkür listesi yayınlayacağım. Takip ediniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme