9 Şubat 2017 Perşembe

"BAKİ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SEDA İMİŞ"


Bundan iki yıl kadar önce 6000 km öteye taşındığımı duyurup (ve bu 6000 km yi sürekli kafanıza kakarak) pılımı pırtımı toplayıp Bangladeş diyarına gelmiştim, hatırlarsınız. Şimdi de -yine- pılımı pırtımı toplayıp başka bir kilometre hesabına gidiyorum. E hikayenin biri bitmeli ki diğeri başlayabilsin.

Geçen bu iki yılda bu memleket bana bir çok şey öğretti. Sadece işle ilgili değil; hayatla da ilgili.

Asya'da yaşarken üçüncü gözü açılan, karması değişen, aurası renklenen diğer insanlar gibi ben de bir değişimden geçmedim dersem yalan olur. Sırf Yoga sayesinde vücudumda varlığını bilmediğim kasları öğrenmem ve nefesimi nihayet kontrol edebilmem yeter!

Şaka bir yana daha fazlası var tabi ki. 

Kendimle ilgili bilmediğim, bildiğim ama kabul etmek istemediğim şeyleri öğrenmek gibi. 
Daha fazla şükür, daha fazla sabır, daha fazla sükunet sahibi olmak (olmaya çabalamak) gibi. 
Kendi sınırlarımı -hem fiziksel hem ruhsal olarak- yeniden ölçmek gibi.

İlk defa yabancı bir memlekette yaşama tecrübesi edinmiş biri olarak bu ilk tecrübemden:
Nereye giderseniz ya da ne yaparsanız yapın bir noktada kendi milletinizden birileri ile konuşmanın yerini dolduramayacağınız anlar olduğunu 
Daraltılmış alanları ancak içindeki insanlar ile genişletebileceğinizi 
Onlarca alkol deneseniz bile bir rakı masasının başka bir masaya benzemeyeceğini 
İnsanlara ve mekanlara ve eşyalara çok bağlanmamayı, çünkü herkesin ve benim de gidebileceğimizi, kalacak olanın bu kubbede hoş bir seda olduğunu
Öğrendim.

Ve bu, Güney Asya'nın Hindistan ile Myanmar arasına sıkışmış, henüz 40'lı yaşlarındaki genç ama biraz talihsiz ülkesi ve bu ülkenin yardıma ihtiyacım olduğunda her zaman bir şekilde yardım etmeye çalışan insanlarını geride bırakırken;

Tecrübeler, hatalar, yanlışlar, "nasıl yaptım ben bunu" diye kendimle kavgalar
Doğrular, iyiler, güzeller, "ne iyi yaptım da yaptım" diye kendime aferinler
Evlilikler, bebekler, kediler, köpekler, kuşlar, böcekler... 
Arkadaşlar, dostlar, sırdaşlar...
Adalar, şehirler, tekneler, denizler, kumsallar...
Dört kıta sekiz milletten envai çeşit insan...

Ve tam gider ayak; birinin hiç beklemediğim bir anda elimi sımsıkı tutu vermesi. Bırakmak istemeyecek kadar güzel hissettirmesi...

Bana kalan hoş seda oldu.

Teşekkürler Bangladeş...









Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme