17 Aralık 2015 Perşembe

GELSİN BE YA!

İki gün aramasam üçüncü gün tafralanırdın ya bana telefonda, şimdi de zaman zaman yazmazsam te oralardan "unuttun mu beni" dersin diye korkuyorum Anoş. Halbuki unutur muyum; biliyorsun...

Bir yılı daha yedik... Bu sefer sensiz yedik, ondan olacak her lokması boğazdan kanırtarak geçti. Şimdi dersin biliyorum "hadi ordan" diye ama vallahi be Anoş...

Bu memlekete (hani şu 6000 km uzakta olan) geldikten sonra baktım ki kök dediğimiz, dal dediğimiz, gövde dediğimiz hep birmiş. Bir varmış bir yokmuş. Haklıymışsın akla geleni söylemek, kalbe geleni yapmak gerekiyormuş. Vakit varken o vakti kullanmak gerekiyormuş. Ağızları kese gibi büzemeyeceğin belli o yüzden keseyi en baştan çok açmamak gerekiyormuş. Yani dünyanın bu tarafında da, kürenin bu yarısında da aynıymış her şey. Yaşamak gerekiyormuş. Ben de bunun için elimden geleni yapıyorum, inan.

Benden yaşlıların önünde bacak bacak üstüne atmamayı, yemeğe soğanı kavurmadan başlamamayı, sarımsaksız meze yapmamayı öğrettiğin yetmezmiş gibi bir de bana -yüzümü yerden yere çarparak da olsa- yaşamak gerektiğini öğrettin Anoş. Bir küçük sandıkta sakladığım ve o günden bugüne hiç çıkar(a)madığım tülbent geliyor aklıma zaman zaman. Her şey ve herkes için eşitliği hatırlatıyor bana. Zamanı, dakikanın hepimize altmış saniye, günün yirmi dört saat olduğunu. Bir seneyi daha bitirdik ki cebimizde bir çakıl taşı bile kalmadı akıp giden 365 günden. Sen haklıydın Anoş, öylece kayıp gidiveriyor günler... Bir tek anısı kalıyor yanımıza.

Neyse canım, canımızı sıkalım diye anlatmadım ki ben bunları. Hem senin canın artık hiç sıkılmıyordur değil mi? Sıkılmıyordur...Benim de sıkılmıyor; merak etme Anoş. Her şey iyi, yolunda. Evimiz, keyfimiz, hava bile hep sıcak burada. Soğumuyor. Her yerimiz meyve, sen çok severdin ya yirmi çeşit muz var memlekette. Ye ye doyamazsın. Arkadaşlarım var, kısır bile yapıyorlar inanmazsın. Demem o ki, güzel anılar kalıyor yanımıza. Turkuaz denizler, beyaz kumlar, ağaçlar, kuşlar, çiçekler kalıyor. Ben onları tutuyorum en azından. Kalanı sepetliyorum, ağzını bağlıyorum, savuruyorum. Yerim kalmamış Anoş, artık fazlasını tutmuyorum. Zaten tutmamak lazımmış, haklıymışsın.

Şimdi bir yeni sene daha geliyor, neleri ile, kimleri ile Allah bilir. Gelsin be ya! Gelsin elbet. Biz yine güzel anılar biriktirelim, yine sana anlatayım ben. Bekle bak, bu sene neler neler olacak, neler yapacak senin kızın yine patatesim... Bekle 2016 geliyor, valla hazır ol...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder