2 Ağustos 2015 Pazar

BARİKA ÇEŞME'DE...


 


Ramazan nedeniyle necefli maşrapa ile ara verdiğimiz yayınımıza geri dönüyoruz. Hoş geldin ya şehr-i Ağustos! Her ayı sıcak olan memleketimiz Bangladeş için çok anlamlı olmasa da Türkiye ahalisi için sıcaklar hakkında şikayetlenme ve iki gün öncesine kadar "ay yaz da bi türlü gelemedi" diye sitem eden kendileri değilmiş gibi bu sefer de sıcağa sayıp sövme zamanı olduğu için anlamlı olabilir.
Bayram tatili sayesinde ülkemizin güzel (ama kalabalık) kıyılarındaki güzel (ama kalabalık) tatil beldelerindeki kalabalığın içindeki gurbetçi kontenjanında @ezikböcek le beraber yerlerimizi aldık. Ve canımızdan bezdik! En azından ben bezdim.

Çeşme'yi severim, herkes bilir. Ilıca, Paşa Limanı, merkez fark etmez denizini, sokaklarını, kumrusunu... Ama bu sefer beni yordu. Neden derseniz: Gerçek bir işgal görmek istiyorsanız bayram zamanı Çeşme'ye gitmenizi tavsiye ederim. Ülkenin dört bir yanından -ülkenin çünkü %100 Türk turist popülasyonu olan tek tatil yöremiz olabilir- ama özellikle İstanbul'dan kelimenin gerçek anlamıyla insan akmıştı beldeye. Güya trafikten ve kalabalıktan kaçıp tatile gelen bu İstanbullu küçük burjuva ahalisi burada kendi trafiğini ve kalabalığını yaratarak tatilimizi baya ironik hale getirdi. Bu arada Çeşme derken çevresini de buna dahil ediyoruz, atlamayın. Akşam olduğunda ise Çeşme nefes alınabilecek bir hale geliyor, merak etmeyin çünkü bütün kadro paket halinde Alaçatı'ya taşınıyor!

Hayatımın on beşi yılında İzmir'de yaşadığım için bazılarınız daha kollukla yüzerken ben Altın Yunus'ta akşam yemeği yiyordum (ay çok havalı oldu).Yani Alaçatı'nın sadece bir "rüzgarlı bayır" olduğu zamanları hatırlıyorum. İnanılmaz bir reklam-pazarlama, kulaktan kulağa yayma becerisi ile Alaçatı son bir kaç senede eskinin Bodrum'u oluverdi. Gece yarısı bile olsa sokaklarında yürümek için insan trafiğinin azalmasını beklemeniz gerekiyor. Bu beklemenin en iyi yolu da bulduğunuz ilk bara çöküp içmeye başlamak. Size abartıyormuşum gelen ama aslında abartmadığım bu kalabalığın oluşmasında temel etken tabi ki bayram tatili. Aklı olan bu yörelere bayram tatili gibi herkesin aynı anda ipinden salındığı zamanlarda gelmez. Gelirse de benim gibi bir kaç gün içinde insan nefreti ile dolup taşabilir.

Ha diyelim oldu da bizim hatamıza düşüp bu güruha karıştınız. Önerilerimiz:

1: En uzaktaki plajı bulun! Altınkum gibi suyu soğuk olduğu için herkes giremez dediğimiz yerde bile plajın kapısından insanları "yerimiz kalmadı" diye çeviriyorlardı o yüzden siz daha da ileri gidin. Yani Çeşme'de kalıyoruz diye elinizi korkak alıştırmayın Foça'ya kadar yolunuz var, gidin!

2: Akşamları bir yerlerde bi şeyler içecekseniz ya akşam saat 4 de bir yere oturup başlayın ya da gece 1 de çıkın. İkisinin arasındaki zaman diliminde yer bulamayabilirsiniz.

3: Sabırlı olun. Benim diyen hümanisti yoldan çıkaran, benim diyen Türk milliyetçisini insanından soğutan bir görüntü oluyor, aldanmayın. Kalabalıktan o, ülkemizin güzel mozaiğinden. Endişe etmeyin, geçecek.

4: Hayal gücünüzü serbest bırakın. Ülkenizde yaşayan insanların sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Meğersem biz küçük bir Amsterdammışız da haberimiz yokmuş ya da küçük bir İbiza! Memlekette bu kadar marjinal tip varmış da ben neden habersizmişim. Elektronik müzik festivali olan beachlerden birinin açık otoparkında arabaların kapıları açık, son ses müzikle ve kaportalarındaki içki servisi ile kendi partilerini veren tiplerden; plajdaki barın üzerinden saçlarını savurarak dans eden kızlara kadar... (Tamam bir gece önce mekandaki barmenin içkiyi şişeyle üzerine dökerek içirdiği bendim ve içki su gibi aktı deyimini canlandırmış olabilirim ama olsun, bu genel bir yorum) Dövme ve saç şekilleri konusu ise ayrı bir yazı konusu olabilecek kadar genişti, burada girmeye gerek yok. Yani ülkenin durumundaki sıkıcılığı unutmanız çok kolay burada.

Genel önerilerimiz bunlar. Bunun dışında kendinizi kafanızda hortlayacak "ya bu nasıl bir hayat farkı, burada nasıl yaşıyor insanlar orada nasıl" karşılaştırmaları için hazırlayın. Bu beldeler ülkedeki gelir ve yaşam seviyesi farkını suratınıza lodostan hızlı çarpıyor. Lodos demişken, bu memleketin esmeyen yeri olmadığı için lodosla barışın.

Yazının kıssadan hissesi Çeşme'ye bayramda gitmeyin. O canım kıyıların, denizin, balığın, rakının, gün batımının, gece yarısı kumru yemenin tadını çıkarmak istiyorsanız bayram hariç herhangi bir zaman gidin. Herhangi bir zaman...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme