24 Ekim 2013 Perşembe

ADA'YA MEKTUP


 
Çeneni tutmayı öğrenmelisin Ada, öğrenmelisin. Yoksa daha çok konuşur, daha çok yorulsun. Onca laf, söz, kelime, cümle, edat, zamir; sen kullandıkça sana anlamlı gelen o cümleler karşı taraf için giderek anlamsızlaşıyor. Seni dinlemek istemeyenler için sözcüklerini harcamamalısın. Kendini tatmin etmek, vicdanını ya da içinde konuşan o her ne ise onu susturmak için bu kadar çok konuşmamalısın.
Dün akşam sana baktım, o masada, o sandalyede otururken. Canhıraş bir şekilde elle tutulur bir dünyanın resmini çizmeye çalışırken. Çizme Ada! Herkesin dünyası kendine. Bırak herkes kendi dünyasını kendi çizsin. Sen renklerini böyle ulu orta harcama artık. Zifir siyah olmak isteyen, bırak siyah kalsın. Üzerine attığın sarı, renk katmıyor aksine iğreti duruyor onlarda.

Herkes, hepimiz cürmümüz kadar yer kaplıyoruz. O yüzden dar alanda paslaşandan çok, yerini geniş tutandan kork. Çünkü yerini genişletmek için çok şeyin üzerinden geçmiştir.
Teraziler, kefelerdeki ağırlıklar değiştikçe oynar yerinden. Ama mantık hep aynı; çok verirsen çok inersin. Demem o ki, o ağırlıklar cebinde kalsın bir dahaki sefere ve kefe yukarıda. Seni yerinden oynatmak çok zor olsun bir dahaki sefere. Kımıldama, kıpırdama Ada…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme