2 Mayıs 2013 Perşembe

ANISINA...



Oscar töreni izleyenler bilir; törende bir anma bölümü vardır. Kaybettiklerimiz babında. Ben de öyle bir şey yapalım diyorum. Kaybettiklerimiz...

Hoşgörü: bir harf değişikliği ile horgörüye dönüştü zaman içinde. Elimizden geleni ardımıza koymuyoruz artık.

Umut: fakirin ekmeği idi ya, açlık sınırındaki düşmeden kaynaklı kendisinden bir süredir haber alınamıyor.

Dürüstlük: doğru söyleyen dokuz köyden kovulunca illallah demiş olacak ki; bizim köyde her şey yalan-dolan.

Haysiyet: kelime olarak söylenmesi zor geliyordu, direkt lugattan kaldırdık. İyi de oldu. Hay siyyet!

Biz çocukken annelerimiz "elinle gösterme insanları, ayıp!" diye bize kızardı. Senden fakire senden fakirmiş gibi davranmak günahtı. Mazlumun ahını almak en büyük kabustu. Kimsenin anasına babasına öyle çemkiremezdin, kendinden büyüklere sesini dahi yükseltmek ayıptı. Yardıma ihtiyacı olana kimlerdenmiş diye bakılıp koşulmazdı, önce yardıma koşulur sonra hali sorulurdu. Canı yanan, hakkı yenen kimseye oh olmuş denmez, diyen de ayıplanırdı.

Her ortamda dinden, imandan, hoşgörüden, demokrasiden, ileri demokrasiden, akıldan, fikirden, haktan, hukuktan dem vurmadan önce; demlenmeyi bilmek lazım. Çay bardağında rakı içiyorsak bu rakıyla çayın kardeşliğindendir; anlamak lazım. Anlamak için dinlemek lazım.

Lazımların listesini yapsak buradan köye yol olur; hem de duble yol. Ne sandıydınız...


1 yorum: