5 Eylül 2013 Perşembe

KALK EYLÜL, HADİ BİZE BİR ÇAY KOY...




Çok acayip bir işe kalkıştım... Bu çok acayip işin daha en başında çok acayip işler geldi başıma. Daha da gelecek gibi. Gelecek sanki. Bu çok acayip iş, bir kaç yerden bir kaç hikayenin derlemesi gibi bir şey. Zamanı gelince süreceğimiz bir tarlayı ekmek gibi...

Bu son iki gündür zamanımın bir kısmını "iş" icabı Ermeni ezgileri ile geçiriyorum. Rumca kelimeler öğreniyorum. Bir Ortodoks cenazesinin peşinde, seksen sekizinde bir nenenin ardından giderken arkamda hep bunlar çalıyor. Meltem Cumbul der ya hani Gönül Yarası'nda, o hesap, ağlamak için anlamak gerekmiyor bazı şeyleri. Bıçağın nereden girdiğini görebiliyorsunuz. Neyin nereden kanamaya başladığını, nereden sızladığını yaraların. Şu anda arkamda Aravodun Temin çalıyor: http://www.youtube.com/watch?v=WYk89pL2x1o&feature=endscreen

Ben yıllarca, yaradılış icabı olsa gerek, ölenin kimliğinden çok kim olduğuna üzüldüm. Yaşadıklarının yitişine, aşklarının, sevdalarının, acılarının, çoluk çocuklarının, evlerinin barklarının gidişine üzüldüm. Çünkü fark ettim ki öldürenler de öldürtenler de değil ah, ölenler, ölenler ölüyor işte!

Ben yıllarca, yaradılış icabı olsa gerek, aynı sokakta, aynı mahallede, aynı memleketteysek ayrı değilize inandım. Ayrı düşmeyize. Aynı kaptan yiyorsak, tükürmeyize inandım.

Hala da azimle inanıyorum. Bir koca Haziran ayı da bana "inan!" diye bağırdı zaten, duymazdan mı gelseydim?

Ben bu "çok acayip iş" in içine girmesem bu kadar okur muydum, yine okudukça "peki ama" diye merak edip dahasını sorar mıydım, ben bir Beyoğlu akşamı bal rengini görmesem bazı şeyleri bu kadar merak eder miydim, her merak ettiğimde her merak ettiğime yaptığım gibi kuyunun dibine bakar mıydım bilmem; ama gördüm. Okudum. Okuyorum.

Okudukça öğreniyorum. Öğrendikçe şaşırıyorum. Dinledikçe şaşırıyorum. Şaşırıyorum çünkü bir arpa boyu dahi gelememiş miyiz diye şaşırıyorum. Biz nasıl olup da bunca yıl kendimizi herkese "hoşgörülü, misafirperver, komşusuna kıymet verenler" olarak tanıtmaya çalışmışız diye şaşırıyorum. Şekeri bitince kapısını çaldığımız evin kapısını kırma hakkını nereden buluyoruz, ona şaşıyorum. Biz nasıl bu kadar hızlı galeyana gelip, birbirimizden bu kadar çok nefret edip, birbirimizin etini yiyip, kanını içecek hale geliyoruz; ona şaşırıyorum. Bu nasıl bir açlıktır ey ahali, neden hala doymuyoruz, ona şaşıyorum...

Bugün 5 Eylül, yarın 6 Eylül, sonraki gün 7 Eylül...

Bir kere olsun, sebeplerine "ama" lar koymadan, sonuçlarına bakmayı denerseniz; nihayet açlığımızı doyurur, huzur içinde birer çay içebiliriz belki.

Not: meraklıları için özet bilgihttp://tr.wikipedia.org/wiki/6-7_Eyl%C3%BCl_Olaylar%C4%B1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder